Kadane kardeşlerin abartıya kaçmadan söylemek gerekirse eşsiz tınılarının son noktası olan The New Year, önümüzdeki ay üçüncü albümlerini çıkartacak.
Bedhead’deki yalınlığı, gürültüsüz ve gürültülü dinginliği ne iyidir ki The New Year ile de dinleyebildiğim için Bubba Kadane, Matt Kadane ve arkadaşlarına olan sevgim bambaşkadır. Hangi ruh halimde olursam olayım, benim kafamdaki sıkıntıları unutturan, bambaşka düşüncelere, hayallere sevk eden bu adamlar, önümüzdeki albümlerine grubun kendi ismini vermeyi layık gördüler. Great Expectations, Simple Life, Half A Day, Disease, Sinking Ship, The Present, Left Behind, What’s Missing, Lepiodoptera, … Bedhead ve The New Year’ın her bir şarkısı başka güzel gelir bana. The New Year albümünden ilk single, The Company I Can Get de yeni albümün önceki güzel şarkılara yenilerinin ekleneceğinin sinyalini vermekte… tıkla
Buralarda havalar rüzgarlı Gökhan. Başlamanın vakti geldi de geçiyor bile.
These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
Ida Maria, gruba adını veren Norveçli bayan vokal ve Johannes Lindberg bass, Olle Lundin drums, Stefan Törnby lead guitar eşliğinde kuzeyli bir grup. Norveç gırtlağının indie rock’n'roll ya da pop punk diyebileceğimiz, demesek de birşey kaybetmeyeceğimiz seslerini eminim ki çok beğeneceksiniz.
‘I Like You So Much Better When You’re Naked’ grubun son single’ı ve videosu. Diğer parçalara ve gitmek isterseniz Norveç-İngiltere arasındaki programına buradan bakalabilirsiniz.
Unutmadan ekleyeyim. En ustteki resimde Ida nin sol kolundakiler dovme degil, akşamdan kalan setlist.
These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
Sıcakta yazamayan bunyelere sahibiz. Mevsim yaza döndüğünden beri bozukplak ile ilgilenilemedi. Bunun için sizden özür diliyoruz. En kısa sürede, birikmiş yazılarımız, kulakta kalan tınılarımızla burada olacağız.
Anlayışınız için teşekkürler.
These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
Aslında bu konuyu çok uzun uzadıya yazmak istemiyordum. Ama maalesef her gün olup bitenler karşısında bünye rahat duramıyor. Beyne kan sıçrama noktasına gelip sıkıntı basıyor. Özel ve kamusal alanda her yerimizi saran ezbere konuşanları, dahası ezbere yaşayanları her geçen gün görmezden gelmeye çalışsam da maalesef olmuyor. Şöyle bir arşive baktım. Ucundan, köşesinden de olsa hep bu konuya değemeden geçememişim, kimi zaman nefretimi kusma noktasına gelmişim. Kısacası huzursuz bir insan olmuşum, huysuz ihtiyar kıvamında söylenip durmuşum.
Bu sitenin de kurucularından olan sevgili kuzenimin adını anmadan geçemeyeceğim, zira bu akşam tam da bu konu üzerine konuşuyorduk. Nedir bu beni gecenin bu saatinde bu yazıyı yazmaya iten insanların problemi? Daha da özele inersek; nedir bu tek tipleştirilmiş, “armut piş, ağzıma düş”çü kuşakların bizi sinir nöbetlerine sürükleyen hayata bakışlarındaki sakatlık? Cin olmadan perileri öpen sevgili Kenan Evren&Özal Collective kuşaklarımızın, içi boş, üzerinde sadece şatafatlı bir giysi olarak duran sözde özgüveni, kalıplarla yaşamaya alışılagelmişliğin bir dışavurumu sadece. Bahsi geçenler, 18 yaşından neredeyse 25 üstü yaşlara (hatta kimi zaman 30′a kadar gider) kadar uzanan bir yelpazede, her türlü goygoy ve gaza gelme halleri, hap gibi yutulan kalıplar ve dezenformasyonla beslenen, adı genç ama ruhu bir cunta subayının ruhu kadar yaşlı ve pörsümüş olan güruhtur ve bizi mütemadiyen her türlü karamsarlık haline sevk etmektedirler.
Söylenenleri okumaya ve araştırmaya, satın alınmış imajları sindirilmiş ve içselleştirilmiş bir dünya görüşü ve yaşam tarzına, yüksek sesle karşındakini bastırmayı farklı olanı dinlemeye, anlamaya çalışmaya, sürü halini birey olmaya, sürekli cinnet halini dinginliğe tercih edenlerin çoğunlukta olduğu bir çevre, en karanlık korku ütopyalarından daha tüyler ürpertici olsa gerek. İçinde bulunduğumuz çevre tam da bu anlatılanlarla örtüşmektedir maalesef. Gecenin bu saatinde “case study”lere giresim yok. Zaten bu siteye giren ve bu yazıları okuyanlar ne demek istediğimi, ne anlattığımı çok iyi anlamaktadırlar. Maalesef devam edecek.
These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
Evet yok. Ne yok? Daha güzeli. Neyin daha güzeli?? İşte bunun FFFFOUND ! Gördüğüm en güzel image bookmarking sitesi kendisi, neredeyse tüm görselleri kaydedecem bilgisayara. Varsa daha kallavi, daha güzel içerikli, kaliteli bookmark hedesi buyrun siz söyleyin, save edelim save eyleyelim. Yok di mi?
These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
MTVExit ve Radiohead İnsan Ticaretiyle Mücadele konusunda toplumu bilinçlendirmek için ortak adım atıp In Rainbows albümünün All I Need parçasına video klip hazırladılar. Sonuna kadar izleyin.
These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
Zat-ı muhterem hanımefendi Türkiye ülke sınırları içerisinde Fayrouz markalı içecek ile tanındı. Daha doğrusu o güzel parçası “Eyes are at the billions” tanındı. Arayıp da bulamayanlara burada sunulur.
Ayrica yukardaki görseli Andrew Bird konseri oncesinde Brandon Cirillo adlı vatandaş çekmiştir. Sevgiler.
Biliyorum, biliyorum, Simpsons da güzel, Family Guy da gerçekten çok eğlenceli, pfam mfah mis gibi 22,5 dakika kafamı dağıtıyo, severek izliyorum hakikaten. Ama bir noktada da pfah ile gnahahaskktr arasındaki farkı ayırdetmek gerekmekte. Pfah tepkisini hızlı tüketim malına verirsin, o 22,5 dk bittiğinde de kumandanın tuşuna basarsın bambaşka bir dünya doldurur evini odanı, nerde izliyosan artık. Ama izlediğin bir şey sana gnahahaskktr dedirtebiliyosa o zaman onu yapana da, çizene de, seslendireni de küfrede küfrede pazara gidersin. Götürür seni. İşte South Park böyle bir saçma sapanlık abidesi. Adamlar her bölümde öyle bir olguyu o kadar komik, akıllıca ve eğlenceli ele alıyolar ki ya yeter be diyesin, Trey’in annesi kötü kadınmış diye söylenti çıkarasın geliyor. İşte yine böyle hissettiren anlardan birinin sebebi 1110 - Imaginationland bölümü için yaptıkları -daha doğrusu remix ettikleri- bir şarkıydı. Şarkının süresi 44 saniye. Lakin o 44 saniye süresince aklında olan tek şey albümü acilen satın alma (kasten download yazmadım böyle bi albüm olsa seçkin müzik marketlerde aranır ve bulunur) isteği. Bierko - Entering The Gas Company ve Aaje Nachle – The Chase Begins’in bir karışımı. Şahsen Bierko versiyonunu dinlemedim, dinlediysem de hatırlamıyorum, Aaje Nachle’ninkinden de esinlenilmiş besbelli. Telif hakları meselesi yüzünden remix yapılmış (Trey’le Matt bunu hep yapıyor) ama orijinalinden daha güzel olmuş meret. Başladın mı bırakamıyosun. Şimdi izninizle now suck on this demek istiyorum.
Adsl’nin yaygınlaşmasıyla birlikte sanırım yurdum insanının birçoğunun uyku saatleri de dramatik değişimler göstermeye başladı. Eskiden, eskiden dediğim de şundan 4-5 sene öncesine kadar, kabaca 15-25 yaş civarındaki topluluğun sanırım çok küçük bir kısmı düzenli olarak gece 03:00 civarı ayakta olurdu. Bunların da çoğu ikinci öğretim okuyan öğrencilerdi haliyle. Şimdiye baktığımda ise, biliyorum ki tonlarca insan farklı farklı sebeplerden ötürü sapıtmış bir uyku düzenine sahip durumda. Günümüzde ise gece 01:00-02:00 gibi birisiyle nette karşılaşıp konuşmak olağan bir durum halini almış gibi geliyor bana. Neden böyledir anlamış değilim? Gece bilgisayar başında takılmak daha fazla zevk veriyor olabilir. Kişi ne ise işi, onunla gece uğraşmak istiyor olabilir. Ailesiyle yaşıyorsa, sevgilisiyle daha rahat konuşabilmek için evdekilerin yatmasını bekliyor olabilir. Gündüz çuvala girmiş, bulunamıyor da olabilir. Ama bir şekilde bu döngü belli bir toplumu saracak şekilde çoktan yola koyulmuş, yeni bir sosyal saat düzeni oluşmuş durumda: Gündüz -daha doğrusu öğlen- 12:00, 13:00 gibi uyanınca bir insan, günlük alışkanlıklarını yerine getirme süreci de orantılı bir şekilde kayıyor olabilir. Bu düzen kimine göre boktan kimine göre daha çekilebilir olabilir. Ama olumsuz yönünden bakmak tabii ki çok daha kolay ve mantıklı olacaktır. İnternetin yaygınlaşmasının benim gözümdeki en olumsuz yanı gelecek nesiller üzerinde olacaktır. Bugün kendini bilen bir kişi, görece düzensiz bir yatma-kalkma saatleriyle yaşıyorsa o onun kontrolünde, bilincinde yapılan bir şey olarak kabul edilebilir. Yanlışsa kendi bileceği bir şeydir. Ancak ortaokul, hatta ilkokul çağındaki veletlerin geceyarılarına kadar bilgisayar başında takılması, çocuk olduğundan bir haber, internetin türlü ortamlarında kendini kaybetmesi beni üzüyor. Kendimden bir örnek vermek isterim. Bir dönem keyifle oynadığım bir bilgisayar oyunu vardı. İnternet üzerinden arkadaşlarla oynadığımız bir oyun. Boş zamanımda da oynardım, ertesi gün vize ya da final sınavım olsa da ders çalışmaktan kafam ambale olduğundan o kafayı rahatlatmak için yatmadan önce, geceyarısı da oynardım. Kimi zaman sabaha karşı saat 03:00 veya daha geç bir saatte de oynadığımız olurdu yani. Her neyse… Oyunu oynanlar arasında, oyunu abilerinden öğrenmiş 9-10 yaşlarında birkaç tane ufaklık da türedi zamanla. Gündüz oynadıklarını görüyordum, çok ters gelmiyordu. Ancak zamanla bu veletlerin geceyarıları, normal bir çocuğun onuncu uykusunda olması gereken saatlerde oyunda olduğunu görünce bu işte bir tuhaflık var dedim kendi kendime. Şimdi bu çocuğun normal bir gelişime sahip olması mümkün müydü? Öğlene kadar yatakta uyuyorsun, kahvaltı ediyorsun, bilgisayar başında oyunu açıyorsun. Akşam yemeğine kadar oradasın. Yemekten sonra tekrar oturuyorsun… Geceyarılarına kadar. Ve sen nefes aldığın ortamın bile gelişimininde büyük etkilere sahip olacağı bir yaştasın. Bu bir de sadece benim deneyimlediğim bir olay. Kim bilir benim bilmediğim kaç bin tane ufak çocuk vardır böyle? Şimdi burada suçu doğrudan internete mi atıyorum? Hayır. Tabii ki suç onların annesi, babası, abisi, ablası olacak vasıfsız insanlarda. Ama ben bu durumun nereye gideceğini endişeyle merak ediyorum. Bugün youtube’de ya da başka yerlerde gördüğümüz küfür dolu, birbirinden alakasız yorumları yapanların yaş ortalamasının 15′i geçeceğini sanmıyorum. Demek istediğim şu; şimdi biz bu tip yorumları gördüğümüzde “yahu ne biçim memleketiz, iki dakika doğru duramıyoruz” vb. düşüncelere kapılıyoruz ya, bu aslında sadece bir sürecin başlangıcı da olabilir. Bu tip dengesiz bir kafa yapısıyla yetişen nesil arkamızdan geliyor. İleride insanların birbirine nasıl bir saygı sergileyeceğini kestiremiyorum açıkçası. Karakteri, zihinsel gelişimi hiçbir şekilde oturmamış bir insan sürüsüyle karşılaşabiliriz (evet, bugün bile lise, hadi bilemedin daha yeni üniversiteye girmiş gençlere bakınca insan bir garip oluyor, ‘bu mudur yani?’ diyor). Nereye gideceğiz, hiç bilemiyorum. İleride çocuk sahibi olsam, çocuğumu nasıl kontrol edicem bilemiyorum. Kontrol kelimesi de kendi içinde bir korku veriyor zaten.
These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
Gerçekten de nefis. Annem “oy atıcam ama telefonu beceremiyorum” derken dikkat edip dinlemiştim geçen pazar. Kerem sağolsun videosunu da bulduk. Büyük ihtimalle albümünü de alırım çıkınca.
These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.
quasimodox bundan önce yine HL2 karakterlerinden Alyx‘i yapmıştı. Ama bu sefer daha eğlenceli ve kullanışlı bir figürü tamamlanmış. Team Fortress 2 nin “murulmurul” konuşan ateşli elemanı PYRO! Yapım sürecine buradan ve buradan bakabilirsiniz. Ne kolay ne de zor bir iş. Ama açıkçası harika ^^ Özellikle, mum olarak gecenize renk katabilir efendim. Çakmağını istiyorsanız heveslenmeyin. Zira cepte taşıması pek kolay olmayabilir.
These icons link to social bookmarking sites where readers can share and discover new web pages.